Donald Trump, CNN’e telefonla verdiği röportajda ve Beyaz Saray’daki açıklamalarında İran’a yönelik askeri operasyonların “planlanandan ileri aşamada” olduğunu savundu. Trump, hafta sonu İsrail ile birlikte başlatılan saldırıların ardından “büyük dalganın henüz gelmediğini” belirterek, “Sert bir darbe vurmaya bile başlamadık. Büyük dalga yakında geliyor.” ifadelerini kullandı.
ABD ordusunun İran’ı “yerle bir ettiğini” öne süren Trump, operasyonların süresine ilişkin net bir takvim vermekten kaçındı. İlk etapta 4–5 hafta öngörüldüğünü, ancak sürenin uzayabileceğini ve buna kapasitelerinin olduğunu söyledi. Aynı zamanda kara birliklerinin İran’a gönderilmesi ihtimalini de tamamen dışlamadı.
Trump, İran’ın nükleer programını ve balistik füze kapasitesini saldırıların temel gerekçesi olarak gösterdi. İran’ın uranyum zenginleştirmeyi bırakmayı kabul etmediğini savunan Trump, Cenevre’deki son görüşmelerin ardından askeri karar aldıklarını ifade etti. İran’ın “gizlice nükleer projeler üzerinde çalıştığı” istihbaratının bu kararda etkili olduğunu belirtti.
Ayrıca İran’da “liderlik açısından büyük kayıp yaşandığını” iddia eden Trump, üst düzey isimlerin hedef alındığını söyledi. 2020’de ABD saldırısıyla öldürülen Kasım Süleymani’yi hatırlatarak, bunun uzun vadeli stratejinin parçası olduğunu vurguladı.
Trump, İran’ın misilleme saldırılarına ve olası terör eylemlerine ilişkin ise “Ne olursa olsun, onu da ortadan kaldıracağız.” dedi. ABD kamuoyundaki desteğe ilişkin soruya ise “Anketler umurumda değil, doğru olanı yapmalıyım.” yanıtını verdi.
Bölgesel tablo
28 Şubat’ta İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik başlattığı askeri operasyonların ardından İran da İsrail’e ve bölgedeki ABD üslerine yönelik saldırılar gerçekleştirdi. Karşılıklı saldırılar bölgesel gerilimi artırırken, sivil kayıplar da bildirildi.
Trump, İran’ın “terör sponsoru bir devlet” olduğunu savunarak operasyonların üç temel hedefini şu şekilde sıraladı:
- İran’ın füze kapasitesini yok etmek,
- Donanmasını etkisiz hale getirmek,
- İran’ın nükleer silah sahibi olmasını engellemek.
Bölgedeki gelişmeler, Orta Doğu’da çatışmanın kapsamının genişleyebileceğine dair endişeleri artırırken, diplomatik çözüm ihtimali ise belirsizliğini koruyor.


Bir Cevap Yazın